27 Temmuz

Hazırlıklar
Pruva Girne
Girnede ilk gün
Araştırmalar Başlıyor
Horse Shoe Bay
İzne nihayet kavuştuk
Mike'ın Sürprizi
Yedidalga
İlk fok !
Mağralar görünmeye başladı
Petra ekibe katılıyor
Issız koylardayız
Kalaşnikof

Fok ile köşe kapmaca

Apostolos Andreas

Magosa

 Tayyip Erdoğan

Gemici Düğümü

Papazın Suyu

Eşşekler

Fener Adası 'Karpaz'

Yeni Erenköy

Fok 'Mülayim'

Esentepe

İnatçı Hava

Termik Santral
Alagadi
Yeşilırmak
Yine Fook..!
Son Gün...
Dönüş :(
 

Alışveriş yapılan günlerin ardından sabah kahvaltıları mükellef oluyor. Bu sabah da Ahmet Kaptan’ın yaptığı sucuklu yumurta ile kahvaltı yapıldı. Hemen ardından yine iki ekip çalışılacak alanı paylaştı ve yola koyuldu. MES, Mike’ın verdiği haritada geçen 2 mağarayı arayacak sonra batıya doğru tarayacak. PAB ise batıdan başlayıp doğuya doğru gelecek.

Ahmet Kaptan gece rüyasında fok bulduğumuzu görmüş. İsimini  ne koyalım diye ona sormuşuz. O da “mülayim” olsun demiş. Bota geçmeden önce Karpaz’daki Apostolos Andreas kilisesinden alınmış sifalı sudan bir bardak içen Ali Ahmet Kaptana takılıyor. “Kaptan, bak senin şifalı sudan içiyorum, bugün kesin fok var”
.

 

   

 

 
  Sabah hava biraz dalgalı olduğu için çalışma biraz zor olacağa benziyordu. PAB, taradıklar bir adada Posidonia ile Cystoseira karışık bir çayır buldu. Fotoğraf çekileceği zaman makinanın çalışmadığı anlaşıldı. Yoluna devam eden PAB çok kuytu bir koyda üç ağızlı bir mağaraya buldu. Mağaraya yaklaşırken Billur telaşlı telaşlı ama kısık sesle “Fok fok” diye bağırmaya başladı. Botun pruvasında yaklaşık 50 metre önümüzde, tam mağaranın ağzında bir fok kafası belirdi. Hemen motor stop edildi. Ekip hemen fotoğraf makinasına davrandı ama ne çare ki makina arızalanmıştı. Ali, housing’in içinden foto makinasını çıkardı. Çok şükür makina sağlam. Ancak sualtı çekeceğiz diye makinaya geniş açı lens takılı. Meraklı fok sessizce kendisini izleyen ekibe yaklaştı. Aradaki mesafe 10 metreye düştü ama ne çare ki 12-24 mm lens ile o mesafeden foto çekmek pek mümkün değil. Ali, housing’i kontrol etti. Önemli bir arıza göremediği için makinayı alıp hemen suya girdi. Billur ve Petra önce diğer ekibi uyarıp sonra tekneden sualtı video’sunu almak üzere oradan ayrıldı. Bir kaç dakika sonra fok yavaş yavaş Ali’nin görüş alanına girmeye başladı. İlk dikkat çeken vücudun sağ tarafındaki beyaz karın lekesi. Demek ki fokumuz erkek. Ali paletlerini belli belirsiz vurarak foka yaklaştıkça fok da Ali’yi izlemeye başladı. Bir müddet hareketsiz birbirlerini izlediler. Sonra Ali foto çekmek için fotoğraf makinasını kaldırınca fok da sol tarafına döndü. Vücudun kuyruk tarafı tamamen yara izi ile kaplı. Ali önce ışıktan kaynaklandığını düşündü. Ancak fok yüzmeye devam ettikce yara izi daha net olarak ortaya çıktı. Bu fok Mersin Dana adası civarındaki Fok İnin’de sürekli izlediğimiz Bombacı. Daha kesin karar verebilmek için fotoğraf lazım; ancak makina yine çalışmıyor. Derken Billur ve Petra Lamas’tan aldıkları video kamera ile geldiler. Ali, bu defa video ile fokun peşine düştü. Çok geçmeden fokun silüeti tekrar belirdi. Ancak video için ışık pek yeterli değil. Ali, fok ile beraber dalıyor, sualtından çok yavaşca foka yaklaşıyor. Bu arada fok da ona doğru yüzüyor; ancak belli bir mesafeden sonra geri dönen fok uzaklaşıyor. Ali, foku ürküttüğünü düşünüp geri döndüğü zaman fok arkasından yine yaklaşıyor. Bu böyle defa defa devam etti. Artık, fokun Bombacı olduğundan kesinlikle emin olduk.
 
 

 

 

 


Epey uzun bir süre sualtında saklanbaç oynayan Ali ve fok akıntı ile mağara civarında bekleyen ekipten iyice uzaklaştığını farkedip geri döndü. Yeni bulunan mağara incelendi ve ne yapacağımıza karar vermek için LAMAS’a döndük.

Mağara çok büyük. 4 ağzı var. Hepsi birbirine bağlı. İçeride de kollara ayrılıyor. Ancak sadece 3 kolun ucunda fokun yatabileceği platform var. Bunlardan en uygununun için tamamiyle ölü Posidonia yapraklarıyla kaplı. Çürüyen yapraklar nedeni ile içerde dayanılmaz bir sülfür kokusu var. Foku bilmiyoruz ama bizim monitör takmak için içerde geçireceğimiz 1-2 saat boyunca o kokuya dayanabilmemiz mümkün değil. Zaten izler fokun da oraya pek uğramadığını gösteriyor. Diğer kol çok geniş ama çok alçak ve kısa bir platforma açılıyor. Burası da doğrudan dalga aldığı için uygun değil. Girişe göre 90 derece açıyla açılan 3. kol oldukça dar ve uzun. Sonunda da geniş bir havadanlığa açılıyor. Tavan da oldukça yüksek. Fokun da dinlenmek için burayı seçmesini dileyerek izleme cihazını buraya takmaya karar verdik.Takım taklavat toplandı ve hızlı bir operasyon ile önce cihazı tutacak olan kısım yerleştirildi. Çimento donana kadar yemek molası verildi. Fok görüldüğü için ekibin zaten hiç düşmeyen morali iyice yüksek. Petra’nın dün akşamdan kalan patates salatasının bile yüzünde gülücük var .

 

 

   
Yemek boyunca LAMAS’ın etrafında bir jetski dolanıp duruyor. Sonunda adam arkasına bağladığı 3 çocukla gelip hemen yakında koca bir karaltı gördüğünü söylemek için yanaştı. O karaltının fok olduğunu, bizim de onu izlediğimizi söyledik. Ancak fok mağarasının etrafında tehlike yaratacak kadar hızlı gezen bu adama kimse candan davranamadı. Ayrıca yine yemek boyunca 2 zıpkıncı mağaranın önünden hiç ayrılmadı.

Yemekten sonra yine 2 ekibe ayrıldık. Petra, Meltem ve Ali mağaraya cihazı takmak için orada kalıyor, Billur, Serdar ve Ekin geri kalan bölümü taramak için ayrılıyor. Mağara ekibi mağaraya geldiğinde fokun da açıktan onları izlediklerini farketti. Ali, videoyu alıp yine fokun peşine düştü. Sabah oynadıkları oyuna kaldıkları yerden devam ettiler.



Mağarada hazırlanan yerin çimentosu kurur kurumaz ekip hızla girip cihazı monte etti ve mağarayı terk etti. Mağaraya yakın sakin bir bölgede Fish Index, kestane çalışması yapmak üzere oradan ayrıldılar. Ancak daha onlar ayrılmadan 4-5 tane çocuk tam mağaranın önünden denize atlamaya başladı.

 

 

       
 

Şimdi düşünün ki foksunuz; sabah mağaranızdan çıktığınızda sizi bot içinde 3 insan karşılıyor. Biri gün boyu peşinize takılıyor. Mağaranızın önünde kimi zıpkınla balık avlıyor, kimi çıkıp çıkıp denize atlıyor. Jetski’ler sivrisinek gibi etrafınızda geziniyor. Karnınız acıktı, balık yok. Her taraf balık ağları ile dolu. Onlardan balık almaya kalksanız tüm balıkçı size düşman kesilecek. Her gün mağaranız poşetinden tutun boy boy taşıt lastiğine kadar aklınıza gelebilecek her türlü atık ile doluyor. Bir de üstüne üstlük bundan sonra özel hayatınız da yok. Çünkü sizi kurtarmak adına mağaradaki yaşamınız gizli gizli izlenecek. Ve kaçıp gidebileceğiniz bir başka Akdeniz de yok.

 
 

     
           
     


Ali, Meltem ve Petra mağarada cihaz yerleştirmek üzere kalırken ekibin geri kalanı 4 millik bir alanı tarayıp geri döndü. Vakit artık epey geç olduğu için yine Erenköy’de kalınacak. Sabah foka doyamayanlar akşam gözlemi için fotoğraf makinaları ve dürbünleri alıp mağaranın tepesinde kalıyor, ancak görebildikleri sadece harika bir gün batımı

           
  _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _  _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

2006 TEMMUZ  5   6   7   8   9  10   11   12   13  14   15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31  Agustos  1   2   3