24 Temmuz
Hazırlıklar
Pruva Girne
Girnede ilk gün
Araştırmalar Başlıyor
Horse Shoe Bay
İzne nihayet kavuştuk
Mike'ın Sürprizi
Yedidalga
İlk fok !
Mağralar görünmeye başladı
Petra ekibe katılıyor
Issız koylardayız
Kalaşnikof

Fok ile köşe kapmaca

Apostolos Andreas

Magosa

 Tayyip Erdoğan

Gemici Düğümü

Papazın Suyu

Eşşekler

Fener Adası 'Karpaz'

Yeni Erenköy

Fok 'Mülayim'

Esentepe

İnatçı Hava

Termik Santral
Alagadi
Yeşilırmak
Yine Fook..!
Son Gün...
Dönüş :(
 

Sabah kalkış saatinden önce mutfaktan tıkırtılar geliyor. O ne diye baktığımızda Meltem ve Petra çoktan kalkmış, kafalarında fenerleri sabah sürprizi hazırlıyorlar; PİZZA.

 

Ziyafetten sonra sabah programı: MES, manastır koyu ile Karpaz burunu arasını tarayacak. PAB, dün kararlaştırıldığı üzere Karpaz burnunun en ucundaki Fener Adasında Cenap ve Yunus’la buluşacak. Ancak, ikinci ekip buruna yaklaştıkça hava sertleşmeye başladı. Ayrıca çok kuvvetli akıntı var. Cenap kaptan havanın dalış ve mağaraya giriş için uygun olmadığını söylüyor. Ancak bu bölge es geçilebilecek bir yer değil. Bu da demektir ki yarını bekleyip bu güzel koyda bir gece daha geçireceğiz.

     
 

  MES ise çalışmaya başladıktan sonra benzinleri bitiyor; bu arada da Lamas haber verilemeyecek kadar uzaklaşıyor. Ama bizi kim durdurabilir. Serdar ve Ekin geçiyorlar botun iki yanına, yükleniyorlar palete. Ekip çalışılacak alanı bitirmek üzereyken Lamas bottakilerde bir gariplik farkediyor ve diğer bot yardıma gidiyor.


 
 

Karpaz burnunun güneyinde hava sakin. Biz de o tarafı taramaya devam ediyoruz. Akıntı Cenap Kaptanın uyarısını göz ardı etmemekle iyi ettiğimizi kanıtlıyor. Burna yaklaştıkça su nehir gibi akmaya başlıyor. Diğer taraftan burası mağara bakımından çok zengin. Mağaralardan bir tanesi ise üreme için uygun görünüyor. O yüzden cihaz yerleştirmeye karar verdik.

 

 

 


Seçtiğimiz mağaraya giriş ve içeride çalışması kolay. Bu arada Ekin’de aramıza geri döndü, espirileriyle mağaradakileri kahkahalara boğuyor. En zor iş ise Petra’nın. Riske atmamak için 3 kg’lık housing içinde taşıdığımız kameramıza mağara için 2 tane de birer kg’lık flaş ekledik. O heyula makina ile mağarada fotoğraflarımızı çekmeye çalışıyor. Üstüne üstlük çoğunlukla Türkçe yapılan esprileri de kaçırıyor.

Mağaraya cihaz yerleştirileceği zaman önce fokun çıkma olasılığı en yüksek olan platform ya da mağara içi kumsalının en uygun köşesi bulunuyor. Bugüne kadar yaptığımız gözlemlerden fokun nerelerde ve ne şekilde yatacağını az çok kestirebiliyoruz. Daha sonra mağaranın tavanında fokun yatması olası olan yeri düz bir açı ile görecek noktalar belirleniyor. Seçilen yerin ayrıca sert havalarda mağaranın içini döven dalgalardan etkilenmemesi de gerekiyor. Yer belirlenince önce demir bir rahle beton çivileri ile tavana çakılıyor. Sonra da beyaz çimento ile sağlamlaştırılıyor. Çimento konduktan sonra 1 saat kadar kuruması bekleniyor. Çimento kuruduktan sonra izleme cihazı bağlanıyor ve iplerle sabitleniyor. Bu iş baştan sona 2-3 saat kadar sürüyor. Mağaraların tavanı alçak, yerler kaygan olduğu için birileri sürekli olarak ya düşüyor ya da sırtını, kafasını tavana vuruyor. O yüzden mağaranın karanlığında duyulan sesler “küüüüüt! aah! Kafam.... paat! off sırtım........ Melteeem! ışığı gözüme tutma. ... ohh! hocam gözümü çıkarttınız... Petraaa! Foto çekeceğin zaman haber ve göbeğimi içime çekeyim... ” oluyor. Bu arada da Petra heyula kamera ile cebelleşirken mağarada kan ter içinde çalışanların gözünün içine çaktığı flaş sinir bozucu. Ancak iş bittikten sonra o gün çekilen fotoğrafları seyretmenin de tadı bir başka oluyor. Üstelik Petra sayesinde ilk defa yaptığımız çalışmalar bu kadar detaylı olarak belgelenmiş oluyor.

 

 

 

   
   

 

Memleketimizden uzun süredir ayrı olduğumuzdan olsa gerek bu defa Türk gemilerinde uygulanan Pazar günü kuru fasulye pişirme geleneğini unutmadık.

O günlük çalışmanın tamamlanmasının ardından bir grup manastırın yanındaki çay bahçesine gidiyor. Bu arada Cenap ve Yunus ağlarını atmak üzere denize açılırken Ali’yi de yanlarına alıyorlar. Ekmeklerini Kıbrıs’ın en sarp bölgesinin en hırçın sularından kazanan bu insanların hayatına özenmemek elde değil. Cenap, Yeni Erenköylü. Ailesi Erenköy boşaltıldığında buraya gelmiş. Tek geçimi balıkçılık. Evine haftada bir uğruyor, o da 9 yaşındaki kızının hasretinden. “Bana çok düşkün” diyor ama belli ki en kızı kadar o da kızına düşkün. Denizle öyle uyumlu ki gözünün renginden sesinin tonuna, teknede duruşuna kadar herşeyiyle ben denizin parçasıyım diyor. Yunus ile birlikte çalışmaya daha yeni başlamış. Onu eğitiyor. Ağ nasıl dökülücek... hangi kerterizde hangi mevsim hangi balık var. Hangi ağ ne zaman nereye dökülecek... “Cenap kaptan epey ustasın anlaşılan” dediğimizde “kendime göre bilirim bu suları... ama yine de büyüklere sorarım çoğu zaman” diyor.
 
   

   

  Bu gece farklı bir operasyon için hazırlık yapıyoruz; Kıbrıs eşeklerinin fotografları çekilecek. Petra makinasını hazırlarken ona eşlik edecek olan Ali ve Meltem’de fenerlerini hazırlıyor. Bugüne kadar herkes yabani Kıbrıs eşeklerine yaklaşmanın zor olduğunu, fazla yaklaşıldığında saldırganlaşıp insanı ısırdıklarını söyledi. O yüzden karaya çıkarken kaçmak gerekebilir diye sağlam ayakkabılarımızı giydik. Eşekler anırmaya başladıklarında oları aramaya başladık; ancak ortalıkta kimseler yok. Manastır civarından geçerken bizi farkeden Cenap sesleniyor. Gecenin o vakti eşek peşinde koştuğumuzu söylediğimizde bize güleceğini beklerken tam tersine rehberlik etmeyi önerdi. Bizi arabası ile eşeklerin en sık görüldüğü yerlere götürdü. Saldırganlıkları dışında eşekler için söylenenler doğru; bu yabanıl hayvanlara yaklaşmak pek de mümkün değil. Kıbrıs eşekleri koruma altında ancak bağ bahçeye çok zarar verdikleri gerekçesi ile epey öldürülmüşler. Diğer taraftan yaz aylarında beslenecek ot bulamayan hayvanlar bahçelerden uzak dursun diye belirli alanlara balyalar ile saman bırakılıyormuş. Bu arada dolaştığımız bölgede bir de uzun bir iple bağlanmış bir eşek buluyoruz. Cenap bunun ehlileştirilmek üzere yakalanmış olduğunu söylüyor. Yanımızda Cenap olmasa içimizden geçen bu güzel hayvanı özgür bırakmak ama...
 

 

   
       
  _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _  _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

2006 Temmuz   5   6   7   8   9  10   11   12   13  14   15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31  Agustos  1   2   3