20 Temmuz

 

 

Sabah yine eşşek seranatları ve keklik kıkırtıları ile enfes bir sabaha uyandık. Ali, gece yağan çiy ile ıslanıp kirlenmiş yastığını gösterip “benim evdeki yer bezi bile bundan daha temiz, nasıl oluyor da evimdeki mis gibi yatağımda burada uyuduğum kadar huzurlu uyuyamıyorum” diye söylenmeye başladı.

Önce dün gece atılan ağ toplandı. Skor bir önceki sefere göre daha iyi; 2 turna (biri yengeç tarafından yenmiş), 3 hindistan balığı, 1 sardalya, 1 kaya balığı, 2 kardinal, bir sürü de deniz çıyanı. Ağı kaldırdıktan sonra Magosa’ya doğru yola koyulduk.

 

 

 

Karpaz burnundan ayrılıyoruz

  Kıyı kıyı yol alırken hem gözlem yaptık hem de dönüşte tarayacağımız alanı önceden görmüş olduk. Yol üzerinde Kumyalı Köy’üne ait  dönüşte kalabileceğimiz küçük bir balıkçı limanı keşfettik. Burada konuştuüumuz balıkçılar foka yabancı değillerdi, gözlemleyenler hatta ağlara verdiği zarardan söylenenler de vardı

Kumyalı'da balıkçılarla sohbet

 

 

Sylvia’yı bırakmak üzere geldiğimiz Magosaya sonunda vardık. Girdiğimiz liman ticari bir liman olduğu için her yerde koca koca paslı gemiler, vinçler, konteynırlar ve biri durup biri kalkan tırlar var. Liman pis ve gürültülü...

Burada Sylvia ile vedalaşırken bir yandan da eksiklerimizi tamamlayacağız. Ancak hala Tübitak’tan avans alamadığımız için yine ekibin kendi imkanlarıyla işin altından kalkması gerekiyor. Kumanyamız bitmiş durumda, acilen Lamas için motorin ve zodiac’lar için benzin lazım. Bunun yanında dönüşte cihazları yerleştirmeye başlayacağımız için artık hafıza kartlarını da kendi paramızdan alacağız.

Ali ve Meltem alışveriş için dışarı çıkıyor, Sylvia hüzünlü bir vedalaşmadan sonra gemiden ayrılıyor. Ekin Sylvia’ya eşlik ederken Billur ve Serdar mazot ve su işlerini halletmek üzere gemide kalıyor.

Moğosa - Kaleiçi turistik ve çok pahalı bir yer olduğu için kartlar da burada çok pahalı. Ancak 4 tane alabiliyoruz. Ali ve Meltem dönüşte bir sürpriz yapıyorlar, gemideki ekip sıkıntıdan patlamak üzereyken günlerdir hayalini kurduğumuz lahmacunlar geliyor.

Bir acentemiz olmadığı için mazot – benzin ve su işlerini bu ticari limanda halletmemiz çok zor. Bizimle aynı sıralarda Lübnandaki savaştan kaçan insanları taşıyan gemi de Mağosa limanına ikmal için girmiş. Ondan artan motorini biz alabileceğiz. Akşam geç saatlere kadar bekliyoruz ancak ne su ne de yakıt alamıyoruz. Bu durumda burada bir gün daha kaybedip gece bu gürültülü ve pis kokan limanda uyumak zorunda kalıyoruz
   

     

Magosa limanı

     

      Sylvia ayrılıyor
     

       
Mağosa Kaleiçi'ne giriş
 

 

 

Kaleiçi'nde P&P Bar

   

 Tahir Kaptan ve arkadaşları da bize katılıyor

 

Akşam biraz olsun buhranı dağıtmak için Magosada dolaşmaya başladık. Yaklaşık 1 saat boyunca dolaştıktan sonra ancak bir yer beğenebiliyoruz. A ah..! o da ne :) Son geceyi başbaşa geçirmek isteyen Sylvia ve Ekin hemen yan masada :) Derken Tahir Kaptan ve arkadaşları da bizi orada bulluyorlar.  

Petra Alaska’da dağda böğürtlen köküne asılı geçirdiği 17 saatlik macerasını anlatıyor bize.Keçi fotoğrafı çekmek için bir tepeye çıkan Petra, ayağı kayınca aşağısı 300 metre uçurum olan bir çalıya tutunup kalıyor, geceyi orada geçirdikten sonra bir helikopter gelip kurtarıyor.  İçimizden “Ülen biz de olsa hala orada asılıydı kızcağız” diye geçriyoruz..
  _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _  _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

2006 Temmuz   5   6   7   8   9  10   11   12   13  14   15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31  Agustos  1   2   3