19 Temmuz 2006

Sabah yine aynı saatte kalkıp kahvaltıdan sonra suya girdik. Ancak rüzgar olmamasına karşın ölü dalga var. Bu da kıyıya yaklaşıp mağaraları bulabilmemizi zorlaştırıyor. Diğer taraftan burası en önemli alanlardan biri. O yüzden çalışmayı kesip Karpaz burnuna doğru yolumuza dvam ediyoruz. Hava öğleden önce iyice sakinleşince tekrar suya girdik. Burna yaklaştıkca sahil de tenhalaşıyor. Her koyda gördüğümüz piknikçilere, her taşın başındaki olta balıkçılarına ve zıpkıncılara daha az rastlar olduk. Deniz kestaneleri Girne civarında dakikanın üstünde bir sürede takla atarken burada süre 1 dakikanın altında. Fish index sonuçları da şu ana kadar elde edilen en yüksek değere ulaştı. 20 metrelik hat boyunca 17 tür balık görüldü. Ancak, en önemli yerleri atlamış olmakla beraber henüz üreme için uygun bir mağara bulabilmiş değiliz. Bulduğumuz bir iki mağarada anlaşılan yöre halkı tarafından biliniyor. Hele bir tanesinin üstünden bir grup çocuk – biraz da fotoğraflarını çektiğimizi farkedip – denize atlıyordu. Bu şartlarda o mağaranın fok tarafından kullanılabilmesi pek mümkün görünmüyor.

   

 

     

Karpaz burnundan hemen önce kıyı küçük adacıklarla bezeniyor. Burası şimdiye kadar taradığımız alanlar içinde en büyüleyici olanı. Kıyı da tepeli karabataklar, yeni yeni uçmaya başladığı anlaşılan elmabaş palazı, küçük beyaz balıkçıl, bol bol güvercin ve tabii Kıbrıs eşekleri güzelliğe güzellik katıyor.

   

Öğleden sonra çalışmasında 2 ekip de 2 yeni mağara bulmuş. İkisi de üreme mağarası değil ama dinlenme mağarası olarak çok uygun. Dönüşte bu mağaralara izleyicilerimizden yerleştirmeye karar veriyoruz; tabii TÜBİTAK o tarihe kadar avansımızı hesabımıza yatırırsa... 

Güneş batarken Karpaz burnunu dönüp Apostolos Andreas  kilisesinin önünde demir attık. Tahir kaptan sefere başladığımız günden beri bu koya gelip kilisenin papazı ile tanışmanın hayalini kuruyordu. O yüzden Lamas’ı sağlama aldıktan sonra ilk iş papazı ziyaret oldu. Ancak papaz efendiyi 5 dakika ile kaçırdı. Kiliseyi kapatmak üzere olan rahibe – sağolsun – izin verdi ve böylece kilisenin içini görebilen Tahir kaptanımız muradına biraz olsun erdi.

 

Fish - index "balık çeşitliliği Karpaz'a yaklaştıkça artıyor
   

Kestane deneyi

 

Tahir kaptan kilisede

   
     

 

Hani derler ya!  İşini iyi yaparsan işin, kötü yaparsan maaşın artar diye... bizde de o hesap. Kebapçiçeği ile ün kazanan Slovenyalı ahçımız Petra bu gece gulaş pişirecek. Bir grup papaza giderken o teknede kaldı ve yemek hazırlıklarına koyuldu. Yemek tam enfes kokular salarak hazır olduğunda her nasıl oldu ise kullandığı tuz kabının kapağı açıldı ve tüm tuz yemeğe boca oldu. Enfes kokusu ile iştahımızı kabartan yemeğin gittiğine mi üzülürsün, yoksa gözleri dolup ağlamaklı olan arkadaşımızın üzülmesine mi... Ancak hemen planlar yapıldı. Yemek ilki kadar lezzetli olmasa da tekrar yenebilecek hale getirildi.  

Karpaz burnunda elektrik yok. O yüzden gece olunca sahilden hiç ışık gelmiyor. Bu da yıldızları tüm görkemiyle izlememize yarıyor. Gece herkes uyku tulumlarına çekildiğinde uzaklardan bir Kıbrıs eşeğinin gece serenatı başlıyor. İşte tam hayalini kurduğumuz Karpaz gecesi... Derken başka bir eşek daha yakından seranata katılıyor.. onu daha yakındaki ve serenat koroya, koro da yaygaraya dönüşüyor... ama ne yaygara ... hemen ardından çoktan uyku sessizliği çökmüş Lamas’ta bir kahkaha tufanı kopuyor. Demek kimsenin uyuduğu yok, herkes Karpaz gecesinin tadını çıkartıyor...
   

 Kaptan papazı kaçırdı ama neyseki rahibe oradaydı

 

Karpazın berrak suları...

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _  _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

2006 Temmuz   5   6   7   8   9  10   11   12   13  14   15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31  Agustos  1   2   3