18 Temmuz 2006

Fok ile köşe kapmaca:

Sabah yine 5:00’te kalktık. Kahvaltı koyda demirliyken yapıldı, zira havanın ne olacağı belli değil. Şu an sert esiyor ama arkası gelmeyecek gibi. Nitekim saat 7’ye gelmeden rüzgar durulmaya başlıyor. 20 Temmuz akşamı Mağosa’da olmamız gerekiyor. O nedenle kıyıyı atlamalı olarak taramaya başladık. Atadığımız yerleri dönüşte çalışacağız. Ancak çalışılan bölgelerde tüm veriler kıyının her bakımdan zenginleştiğini gösteriyor. Balıklar ve bitkiler çeşitleniyor. Ancak burada fokun kendisini henüz göremedik. PAB ekibinden Ali ve Petra buldukları bir mağaradayken botta bekleyen Billur’a sahilden üniformalı adamlar seslenip yanlarına çağırıyor. Billur yanlarına gittiğinde Güvenlik Kuvvetlerinden olduklarını öğreniyor. Ne yaptığımızı soruyorlar ve sonra son günlerde görülen foklar ile ilgili bilgi vermeye başladılar. 3 gün önce Tatlısu civarında bir fokun ağlara saldırarak zarar verdiğine dair şikayet gelmiş. Bahsi geçen yer yine bizim o tarihte çalıştığımız yer. Anlaşılan bu fok bizimle köşe kapmaca oynayıp kendini bize göstermeyecek.

   

 Nerde bu foklar??

   

Denizde çalışmak çok eğlenceli olduğundan olsa gerek günler çok çabuk geçiyor ve o günün hangi gün olduğunu pek kimse takip etmiyor. Böyle olunca da Pazar gününün geldiğini ve kuru fasulye pişirmemiz gerektiğini unutuyoruz. Kısmet yine Salı’yaymış. Artık denizde olduğumuzdanmıdır, Tahir abi yaptı diye midir bilinmez; hepimiz ikişer üçer tabak alıp sözde 2 öğün için hazırlanmış tencerenin tamamını bitirdik.  

Yolda görüdüğümüz tüm limanları girip derinlik ölçüyoruz. Eğer olur da hacet olursa nerelere, nasıl girebileceğimizi hesaplayabilemek istiyoruz. Ancak hiçbir liman Lamas’ın girebileceği kadar derin ve büyük değil. En sonunda yakında marina yapılacağını duyduğumuz Yeni Erenköy limanına girdik. Orası bize uygun ama gel gelelim liman çok kalabalık. Bize yer yok. Biz de koyun içinde demirledik. Burası aslında çok güzel, İnsan yakında Marina yapıldığında ne hale geleceğini düşünmek istemiyor.

Deniz’de pişen yemekler bellidir. Makarna, pilav, türlü... genellikle fazla emek istemeyen, fazla araç gereç gerektirmeyen şeyler hazırlanır. Öyle teferruatlı yemekleri yapmak insaın aklına bile gelmez. Ahmet kaptan ise farklı. Lamas’ın kısıtlı olanakları ile bize gece için humus hazırlıyor... Humus ama ne humus... Arkasından da irmik helvası...

 

Kebap çiçeği

 

Deniz şartlarında humus

  _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _  _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

2006 TEMMUZ 5   6   7   8   9  10   11  12   13  14  15  16  17  18  19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31