|
Denizde çalışmak çok eğlenceli olduğundan olsa gerek günler çok
çabuk geçiyor ve o günün hangi gün olduğunu pek kimse takip
etmiyor. Böyle olunca da Pazar gününün geldiğini ve kuru fasulye
pişirmemiz gerektiğini unutuyoruz. Kısmet yine Salı’yaymış.
Artık denizde olduğumuzdanmıdır, Tahir abi yaptı diye midir
bilinmez; hepimiz ikişer üçer tabak alıp sözde 2 öğün için
hazırlanmış tencerenin tamamını bitirdik.
Yolda görüdüğümüz tüm limanları girip derinlik ölçüyoruz. Eğer
olur da hacet olursa nerelere, nasıl girebileceğimizi
hesaplayabilemek istiyoruz. Ancak hiçbir liman Lamas’ın
girebileceği kadar derin ve büyük değil. En sonunda yakında
marina yapılacağını duyduğumuz Yeni Erenköy limanına girdik.
Orası bize uygun ama gel gelelim liman çok kalabalık. Bize yer
yok. Biz de koyun içinde demirledik. Burası aslında çok güzel,
İnsan yakında Marina yapıldığında ne hale geleceğini düşünmek
istemiyor.
Deniz’de pişen yemekler bellidir. Makarna, pilav, türlü...
genellikle fazla emek istemeyen, fazla araç gereç gerektirmeyen
şeyler hazırlanır. Öyle teferruatlı yemekleri yapmak insaın
aklına bile gelmez. Ahmet kaptan ise farklı. Lamas’ın kısıtlı
olanakları ile bize gece için humus hazırlıyor... Humus ama ne
humus... Arkasından da irmik helvası... |