|
16 Temmuz 2006
Sabah güneş
doğmadan 05:30’da tekrar yola koyulduk. Rotamız yine fokların en
sık görüldüğü Karpaz burnuna doğru. Girne’den uzaklaştıkça
yapılaşma ve ona bağlı olarak zıpkıncı ve oltacı sayısında da
azalma görülmeye başladı. Tabii bunun doğal sonucu olarak da
Fish Index sonuçları balıkların hem çeşit olarak hem de boyca
arttığını gösteriyor. Sonuçları Türkiye sahili ile
karşılaştırdığımızda Suveyş kanalı açıldıktan sonra Akdeniz’e
giren Kızıldeniz göçmeni Lessepsiyen balıkların KKTC sahilinde
daha az olduğunu görüyoruz. Son 3-4 yılda neredeyse Türkiye’nin
tüm Akdeniz sahilini kaplayan Trompet balığı, Fistularia
commersonii’ye bugüne kadar sualtından taradığımız 40 mil
boyunca hiç rastlamadık. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Diğer taraftan KKTC
sahilindeki deniz çayırları görmeye değer güzellikte. Tam karşı
kıyıdaki çayırlara göre hem çok daha yeşiller, hem daha sıklar,
hem de yaprakları daha uzun. Bu da bir dereceye kadar neden
Lessepsiyan türlerin KKTC’de Anadolu sahilinde oldukları kadar
başarılı olmadıklarını açıklıyor. Deniz çayırlarının
olgunlaştırdığı kıyı ekosistemi yabancı türlerin istilasına
karşı bariyer görevi de görüyor |
|
|
|
Bugünden itibaren ekipler
değişti. Petra, Ali ve Billur’a katıldı. Sylvia ise Serdar,
Meltem ve Ekin’in ekibine dahil oldu. Bu yeni düzenleme
sayesinde Ekin ile Sylvia da birbirlerinden fazla ayrı kalmamış
olacak |
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
Petra’nın şansına ekibi çok güzel
bir falez buldu. Denize dimdik inen bir yarın hemen denize
ulaştığı noktada “yaya kaldırımı” dediğimiz bir çıkıntı var.
Kaldırımın eni yer yer 10 metreyi aşıyor. Üzerinde sayısız “kaya
havuzu” var. Dik yar nedeni ile günün önemli bir bölümünde
gölgede kalan havuzcuklardaki çeşitlilik dikkat çekici;
özellikle de alg çeşitliliği |
|
|
|
|
|
Kıbrıs’ın kumtaşı
kıyıları meşhur. Bazı yarlarda sanki birisi oturmuş elle
oymuşcasına ilginç yapılar var. Sualtında kalan kısım ise bir
başka güzel. Ali, Billur ve Petra’nın ekibi kumtaşı kıyının
aşınması ile oluşmuş bir raceway buldu. 500 metre uzunluğundaki
koridor zodiac botun rahatlıkla gidebileceği kadar da derin.
Koridorun iki yanında da bir sürü deniz kuşu besleniyor.Güneş’in
batış saatine yakın bir saatte orada olduğumuz için manzaranın
büyüleyiciliğine doyum olmadı |
 |
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
Benzin problemini birkaç
günlüğüne çözdük ancak bu defa 2 yeni problem daha ortaya çıktı.
Birincisi mazotumuz bitmek üzere. Benzin depolarını doldurmak
için kredi kartlarımızın limiti yeterli ama Lamas’ın 2.2 tonluk
deposu memur ve öğrenci kredi kartlarının altından kalkamayacağı
kadar büyük. Diğeri ise, kumanyamız da azalıyor. Türkiye’de
doldurduğumuz buzluk boşaldı sayılır. Bundan sonra ya balık
yakalayıp yiyeceğiz ya da artık küflenmeye başlayan peynir ve
ekmekle idare edeceğiz. O nedenle Serdar ve Ahmet kaptan kolları
sıvadı. Yanımızda küçük balık örneklemesinde kullanıdığımız kısa
ve dar gözlü bir ağ var. Ahmet ve Serdar ona ilave olarak gemi
imkanlarında bir de parakete yaptılar. Bizim kıyıyı taradığımız
süre boyunca Lamas’ta bekleyen Ahmet kaptanın oltası da boş
durmuyor |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu gece nihayet
liman aydınlatmalarından uzak, sessiz bir koyda yıldızların ve
dalgaların keyfini çıkartarak uyuyacağız. Lamas’ı adını bile
bilmediğimiz bir koya demirleyip sağlama aldığımız sırada
yanımıza bir balıkçı teknesi yanaşıyor. İçindeki balıkçı harpten
sonra Kıbrıs’ta kalanlardan. Yanında da yeğeni ve oğlu var.
Yeğen, o gün bir fok gördüklerini söylüyor, hem de bulunduğumuz
noktadan sadece birkaç mil ileride.
|
|
|
|
 |
Akşam veriler
toparlandığında bugün bir rekor kırdığımızı görüyoruz, hızımız
günde 10 mile çıkmış. Bunda yapılan işe hergün biraz daha alışan
ekibin giderek hızlanmasının yanında havanın düz olmasının da
etkisi var. Bu sayede günde 14 saat çalışabiliyoruz.
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
| |
Fare burada
mı acaba...:) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu gecenin sürprizi ise yeni
farkettiğimiz küçük misafirimiz. Bize göre küçük ama hem
cinslerine göre oldukça büyük görünen sıçan Meltem’in ve
Serdar’ın önünden geçip zindanlığa kaçıyor. Aslında 4 gün önce
Yedidalga limanına demirlediğimizi öğrenen Mahmut kaptan bizi
erzak taşımada kullanılan teknelerdeki kedi boyundaki sıçanlar
konusunda uyarmıştı. Zaten azalan kumanyamıza bir ortak daha
çıktı
:( |
|
|
|
|
|