|
Bu
arada Erenköy’e yük taşıyan askeri gemi hava nedeni ile
gidemeden geri dönüyor ve rüzgarın daha da sertleşeceğini haber
veriyor. Bu durumda istikamet Yedidalga limanı. Gerçekten de
rüzgar iyice sertliyor.
Limanlarda teknenin ziyaretcisi çok olduğundan çalışmak pek
mümkün olmuyor. O nedenle limana girer girmez Ali ve Serdar
bilgisayarları kapıp 8 km ötedeki Gemikonağı kasabasına gitmek
için ayrıldılar. Yarı yola kadar bir araba onları aldı ve
KARABETÇA restaurantın tam önünde indirdi. “Eğer araba bizi
almamış olsaydı hala yürüyorduk ve buraya en az 45 dakika sonra
ulaşacaktık.

O zaman şurada biraz mola verirsek vakit kaybı sayılmaz” diyerek
deniz kenarındaki bu hoş yere oturdular. Yer o kadar hoştu ki
orada oturup çalışmaya karar verdiler.
İşletmecileri Karabetça ailesi. Önce Aydın hanımla tanıştık.
İşletmenin önündeki plajda ayrıca çocuklara yüzme dersi de
veriyormuş. Ancak o gün deniz fırtınalı olduğu için kursu iptal
etmiş. Bize ilk fokla karşılaşmasını anlattı. Gözümüzde bir
denizkızı canlandı. Resmini çekmek için izin istediğimiz de önce
kabul etmedi. Sonra bizi kırmadı.
Ardından ağabeyi Mahmut Boğaçhan Karabetça ile tanıştık.
Foklarla ilgili çalıştığımızı duyunca şaka yollu “görürsem
vuracağım sizin foklarınızı” diye bize takıldı. Bölgede 4 tane
fok yaşadığını, ancak bize yerlerini söylemeyeceğini, çünkü
foklara çok kızgın olduğunu söyledi. Yakın bir zamanda yepyeni
ağları foklar tarafından param parça edilmiş. Onun üzerine Çevre
Dairesini aramış. Gelip ağların fotoğraflarını çekip zararını
telafi edeceklerini söylemişler, ancak arkasından ses seda
çıkmamış. O da kızmış, tüfeğini kapıp denize çıkmış. Fokun
birini bulmuş, tüfeğini doğrultmuş... “Ama o gözleri görünce
kıyamadım, git cezanı başkasından bul dedim. İndirdim silahı”
diyor.
Mahmut Kaptan deniz kuvvetlerinde 23 yıl sivil kaptan olarak
hizmet verdikten sonra ayrılmış. Babayiğit bir adam. Sert
görünüşünün ardında yumuşak bir yüreği olduğu belli. Eminiz ki
Yeşilırmak’taki fokları herkesten çok o koruyacaktır. |