11 Temmuz 2006
Sabah Mike’ı Pazar günü keşfettiğimiz Horse Shoe Bay’den almak üzere yola çıktık. Serdar’ın şansı hala açık. Yolda 3.5 kg’lık bir yazılı orkinos yakaladı.

Mike’ı almaya gittiğimizde bize bir de sürprizi olduğunu gördük; 50 kutu bira. Aramızda ayyaş yoktur ama iş bitince soğuk bir bira günün tüm yorgunluğunu ve susuzluğunu alıyor. Çok çok teşekkürler Mike...

Mike katılınca ekiplerde değişiklik oldu. Mike, Billur ve Ali’ye katıldı. Sylvia da diğer ekibe transfer oldu. Bu işe en çok gün boyunca birbirlerini pek sık göremeyen Ekin ve Sylvia sevinmiş olsa gerek ;=)

Mike, kaptanlıktan emekli olduktan sonra Kıbrıs’a yerleşmiş. 70 yaşlarında... ama hala dinç. İlk istasyonda kestane deneyini Ali ile birlikte yaptı. Daha sonra da kaptanlık deneyimini konuştırdu ve yaklaşık 3 millik dönüş yolunu elinde tuttuğu plaj şemsiyesi ile 1 saatten biraz uzun bir sürede hiç benzin harcamadan katetmemizi sağladı. 2 ekip tekrar buluştuğunda skorun aynı olduğunu gördük. İkişer mağara, ancak üreme mağarası yok.

Türk bayrağı taşıyan gemilerinde adettir, Pazar günleri kuru fasulye ve pilav pişer. Biz Cumartesi akşamı fasulyeyi ıslatmayı unuttuğumuzdan Pazar günü bu geleneği yerine getirememiştik. Niyetimiz bugüne idi. Ancak Mike’ın biz çalışmadan dönene kadar buz gibi olmuş biralarının yanına Serdar’ın yakaladığı balık gider dedik ve fasulye akşama ertelendi.

Mike 3:30’da bizden ayrıldı. Biz de 4 gündür topladığımız verileri değerlendirdik... Sonuçlar iyi hızımız günde 4.5 mil. Bu arada ortalık kızıştı ve Meltem ile Sylvia bilek güreşine tutuştu. 4 deneme sonunda iki taraf ta diğerine üstünlük sağlayamadı.

Öğle yemeğimiz

   

Destek diye buna denir...

     
Sylvia (kendi tanımıyla) ½ Alman, ½ Filipinli. Rostock’da Deniz Biyolojisi okuyor ve bu seferin bir kısmına gönüllü olarak katılıyor. Her gelen gönüllüye kendi ülkesinden bir şarkı söyletiriz. Kimisi pek nazlı olur, söyletene kadar göbeğimiz çatlar. Kimisi ise pek heveslidir; bu defa da susturana kadar çatlar göbeğimiz. Ama Sylvia kadar inatçısına bu güne kadar rastlamadık, ne ricalarımıza kulak astı ne de tehditlerimize. Şarkı söylememek için ellerinin üstünde dans etmeye bile razı oldu.

   
Bugün artık botların benzini iyice azaldı. Yarın idareli kullanmamız gerekiyordu. Akşamüstü Ali ve Tahir Kaptan Apo ile konuşmak için sahile çıktı. Apo, yine misafirperverliği ile bizi 10 km uzaktaki benzinciye götürdü. O da yetmezmiş gibi Kıbrıs’ın meşhur Hellim peynirinden kocaman bir paket hediye etti. Apo 1974 harbiden sonra Kıbrıs’ta kalanlardan. Nesi var nesi yok Yumurtalık’ta bırakmış ve Kıbrıs’a yerleşmiş. Kendi değimi ile tırnaklarıyla Horseshoe Beach’i yapmış. Çok renkli bir kişiliği var. Lapta’da Tepebaşı köyünde oturuyor. İlkokul 3. sınıfa kadar okutmuşlar. “Benim için eğitim dendimi akan sular durur” diyor. Köyünün okulunu kendi imkanları ile yaptırmış, geçen sene de çocuklar sıcaktan bunalıyor diye her sınıfa bir klima taktırmış.

Bu gece yol hariç, liman dışında demirde geçireceğimiz ilk gece. Burada sadece deniz değil, mehtap da bizi seviyor. Bu KKTC’nin en güzel koylarından birinde geçireceğimiz ilk gecemizde uyku tulumlarımıza çekilmeden hemen önce tam olarak doğdu ve uyandıktan hemen sonra battı.

Meltem güçlü rakibi karşısında ter döküyor

 
  _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _  _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

2006 Temmuz   5   6   7   8   9  10   11   12   13  14   15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31  Agustos  1   2   3